Dünya’da kaydedilen teknolojik ilerlemeler; rekabet koşullarının güçlenmesi, müşteri alışkanlıkların değişmesi ve kaynak paylaşımının artması gibi etkenleri harekete geçirerek işletmelerin satış pazarlama alışkanlıklarına doğrudan etki etmiştir. Teknoloji ile birlikte tüketicilerin de bakış açıları genişlemiş ve ihtiyaç duyabilecekleri ürünler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya başlayarak, araştırma ve kıyaslamaya yönelik bir tutum içine girmişlerdir. Bu gelişmeler şirketlerin fayda odaklı hizmete dönüşümünü ve teknoloji kullanımını zorunlu kılmaktadır. Küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) hedeflerine ulaşabilmesi için; kaynak ve zaman yönetimi, iş sürekliliği, düşük maliyet ve tasarruflar konusunda yeni teknolojilerden yararlanması gerekmektedir.

KOBİ’ler 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 40 milyon Türk Lirasını aşmayan işletmeler olarak tanımlanmaktadır. (Resmi Gazete, 2012) KOBİ’ler, Türkiye pazarının yüzde 99,9’unu, istihdamın yüzde 77,8’ini, maaş ve ücretlerin yüzde 51,5’ini oluşturmaktadır. (TUIK, 2012) Pazarda bu kadar önemli bir yere sahip KOBİ’lerin teknolojiyi yüzde 10 daha fazla kullanmaları durumunda Türkiye’ye yıllık ekstra katkıları 15 milyar dolar olacaktır. Bu aynı zamanda her yıl 360 bin kişi için yeni istihdam anlamını da taşımaktadır. (Güldüren, 2014)

Girişimci ve KOBİ’ler için diğer bir önemli husus ise, genel olarak yazılı bir iş planına sahip olmamalarıdır. Bilinmelidir ki, günümüzde batan işletmeleri, büyüyen işletmelerden ayıran en önemli özelliklerden biri budur.